Aferin Bana

2

Macera Dolu Amerikaa

Duck sayesinde her günümüz ayrı bir olayla heyecan dolu geçiyor.

Günde sayısını hatırlayamayacak kadar çok yaptığımız ufak tefek yürüyüşlerimizi sıcaklar sayesinde azalttık. Sabah rutin çiş-kaka yürüyüşümüz, ardından öğlenden sonra dışardaki kedi köpeklerin suyunu tazeleme yürüyüşü ve akşamları baba geldikten sonra yemek sonrası yürüyüşüne döndü bir iki gündür.

Akşam yemek sonrası da hepberaber yürüyoruz oh ne güzel diye sevinirken geçen akşam heyecanlı olaylar yaşadık.

Önceden de defalarca yazmışımdır alt sokaktaki vahşi labrador Limon'u. :)
Normalde hiç bir köpeğe havlamayan Duck Limondan deli gibi korktuğu halde son zamanlarda ona havlar olmuştu. Limon da labrador demeye dilinizin varamayacağı derecede saldırgan ve güçlü bir köpek.Sabah akşam zincir tasmalarla zar-zor gezdiriyorlar.

Bende tuhaf bir önyargı oluştu. Zincirli boyun tasması ve gezdirme tasması olan köpeklerin kesinlikle saldırgan olduğunu düşünüyorum. Ya zincir onları saldırganlaştırıyor ya da saldırgan olduklarından öyle dolaşıyorlar ama kesinlikle vardır bir şey diye yanaşamıyorum.
Limon da bu düşüncemi fazlasıyla pekiştiren köpeklerden. Çok güzel bir labrador olmasa hayatta inanamazsınız nasıl bu kadar saldırgan ve güçlü bir köpek, Labrador olur diye.. :)

Herneyse.
Limon dışardaysa aşağı sokağa inen yokuşun başında Duck kokusunu alıp o yola kesinlikle girmez benimle yürüdüğünde, kuyruğunu da sıkıştırır bacaklarının arasına, koşarız yukarıya.
Geçen akşam kokusunu aldığı halde (çünkü önce bir duraksadı) Yaman'ın varlığından da güç alarak sesini çıkarmadan indi aşağıya.

Limonu görür görmez her köpeği görüşünde yaptığı gibi yere yatıp bir teslim oldu ama Limon sahibini sürükleyerek üstüne gelmeye başlayınca ayağa kalkıp normalde hayatında yapmadığı havlayışını gerçekleştirdi. Pek emin değilim ama bu sanırım "yanımıza gelme" havlaması.

Ama ne mümkün. Limon sahibini deli gibi çekiyo, Kadıncağız ağaçtan güç alacağım diye bir bacağı ağacın bir tarafında diğer bacağı diğer tarafta kalacak şekilde yapıştı ağaca, o şekilde kadın tutmaya çalışırken biz de Duck'ı uzaklaştırmaya çalıştık ama başaramadık. Limon zincirini koparıp kaçtı. Sahibi çığlıklar atıyo, diğer sahibi çıktı tutmaya çalışıyor ama resmen korkuyorlar kendi köpeklerinden.
Ben biraz uzaklaştırayım dedim ama tabi o panikle başarılı olamadım. Limon Yaman ve Duck'ın yanında ısırdı ısıracak. Yaman bi yandan Duck'ı tutuyor bi yandan Limonu uzaklaştırmaya çalışıyor Duck'tan. Duck bir ara viykleyip ağladı, dedim tamam gitti kesin bir yeri. O ara sanırım Limon da bir afalladı, Yaman itebildi biraz. Sonra adam tuttu falan ve biz uzaklaştık.

Birşey olmadan atlatmışız ama ömrümden ömür gitti derler ya aynen öyle.
Yaman çekiştirip itmekten yorgun, Duck ve ben korkudan bacaklarımız titreye titreye döndük eve.
O gece tabi ödlek oğlum pek yanımdan ayrılmadı. Bu sıcakta koyun koyuna uyuduk :))
Ertesi gün de aynı şekilde hep yanımda oturdu ve de huzursuz rüyalar gördü hep.

Bugün de aman ne güzel korkusunu atlattı derken sabah yürüyüşümüz sırasında bahçevanlar otları portatif çim biçme makinasıyla kesiyorlardı. Oh ne güzel pisipisi otlarını da temizlerler benim de orasına burasına kaçacak korkum geçer derken önceden kesilmiş çimenlerin orda dolanırken Duck'ın burnuna birşey kaçtı.

Nasıl hapşırıyor, çıkarmaya çalışıyor, burnundan öbek öbek sümükümsü birşeyler fışkırıyor falan. Ağlamaya başladı hapşırmaların arasında, biraz kanadı burnu, hapşırması geçmiyor, bir de attı kendini yere. Kaldırıp yürütemedim eve. O panikle 30kilo 40 kilo hiçbirşey fark etmiyor insan. Aldım kucağıma taşıdım eve. Bu arada o yine hapşırıyor, burnundan sümükler fışkırıyor..

Neyse geldik eve,dokundurmuyor burnuna da. Veterineri aradım 1saat içinde gelicek dediler. Ağzını kapasa nefesi tıkanmış gibi oluyor, biraz daha öyle şiddetli hapşırıklarından oldu ben ne yapsam taksi çağırıp götürsem mi derken neyse ki sakinleşti sonra.

Gözlemlememiz gerekiyormuş. Eğer akıntı veya kanama devam ederse, yine öyle şiddetli hapşırık gibi olursa götürücez. Burnunun içine minik kameralarla bakılırmış sonra nasıl müdahale edilir bilemiyorum ama pek öğrenmek de istemiyorum açıkçası. Gerek kalmaz umarım.

Hassas paşazade yatıyor şimdi tedirgin rüyalar eşliğinde uyanıp beni sevip yine uykuya dalarak..
Çürük yumurtam.

Bu fotoğraf da traş olmadan önceki günlerinden.
Aşağıdaki parkurda fotoğraf çekip oyunlar oynarken arkamda Limon'u görmüş. Ben bu fotoğrafı çektikten sonra eve kaçmıştı. Ben de peşinden tabi :)

2

Sitenin Sucusu

Mahallenin delisi lakabını almama az kaldı sanırım.

Evde köpek beslediğimiz için zaten bazı teyzeler cıkscıkscıks larını yaparken dünkü sıcak hava ve sokakta beslediğim köpeklerin nefes nefese bir kap suya muhtaç hallerini görüp de içim iyice sızlayınca dün öğlenden sonra evde bulabildiğim büyük şişelere sular doldurup, dolapları karıştırıp su kabı olabilecek nitelikte kaplar bulup, kalan yemekleri de buzdolabı poşetlerine böldükten sonra hepsini bir çantaya doldurup yanımda olmazsa olmaz Duck'ı da alarak site içinde tura başladık.

Ağaçların arasında kaldıkları yeri bildiğim birkaç köpecik vardı onların olduğu yerin yakınlarına önce mamanın ağzını açıp düzgünce koyduk, sonra da suları kaplarına doldurup bıraktık birer birer.

En çok da Duck'ın hoşuna gitti bu durum.
Her duruşumuzda heyecanlanıp mamayı koymamı bekleyip, suyu doldururken hemen birazcık içip sonra da kafasını ıslattık. Suyu gören köpeklerden bazıları gelince de daha da mutlu oldu ama sokaktakiler öyle fena sıcaklamış ki, oyun bile oynayamadı kuzular.

Duck yürüyüş yaptığımız için mutlu ve yorulmuş oldu, benim de içim rahatlamış oldu o yüzden çok mutluyum.

Şimdi yeni planım ikeadan o kocaman su kaplarından birkaç tane alıp onlardan koymak. Büyük olduğu için daha çok su koyabiliriz. Kediler de içiyor zaten hepsine yetmiş olur böylece..

O kadar çanta ve su ekipmanıyla foto çekemedik tabi ama bugünün eğlenceli fotoğraflarını diğer blog kaydına saklıyorum! :)

2

Mayıs da Bitiyor

Havalar ısındı diye iyice sokaklara bıraktık kendimizi yazmayı unutuyoruz buraya ama Duck açısından sanırım eğlenceli geçiyor günler.
Belediye şikayetimizden beri tasmasız pek dolaşmadığımız için enerjisini atamaz diye öğlen yürüyüşlerimizi uzattık, yukarılardan dolanıp yeni köpüşlerle koklaşıyoruz. Yine de pek yoramıyorum.

Arada bir gün Luckyi ziyarete gittik, makinamızı unuttuğumuz için fotoğraf çekemedik ama sabah 9da oradaydık akşam 6ya kadar Duck sanırım sadece 15dk oturdu o da Luckyi cezalandırıp odasına kapadığım 15dkydı.

Lucky birazcık haklı olarak tembel, poposu yerde oynuyor.. Ama duck ev dışında bir yerde zaten pek oturmaz, ortada arkadaş varken de oturmak niye mantığı ile kendini kaybedip eve gelince yapıştı yere yavrucak.



Haziran ayında babası yeni şantiyeye gidecek Ezineye, konuştuklarımı anlasa şimdiden anlatmaya başlardım üzülme, belki biz de gideriz yanına diye. Ama olaylar gerçekleşene kadar bir fikri olmadığı için kötü oluyor. Her gidişinde ilk hafta psikolojik yıkımla geçiyor, sonrası ara sıra homurdanmalarla geçse de gelene kadar pek rahat etmiyor. Bu kaçıncı şantiye ama alışamadı hala, gerçi benim bile alıştığım söylenemez.

Köpek olmak zor iş.
Köpek sahibi olmak da zor iş.

Duck olmasa çok daha rahat bir hayatım olurdu sanırım ama bazen çok bunalsam da bundan 2senedir toplamda sadece 6gün ayrı kaldığımızdan onsuz olmayı düşünemiyorum. Yine de daha kolay biryerlere gidebilmeyi çok özlüyorum.

2

Eski Cep Telefonumdaki Hazineler

Dün uzun öğlen yürüyüşlerimizden birinde sokak kızımızı beslediğimiz yerlerde dolanırken yeni bir sokak köpeğiyle karşılaştık.
İnanılmaz zayıf, memeleri büyük (sanırım yakın bir zamanda anne olmuş) ama kısırlaştırılmış (küpeli), minicik bir köpek. Nasıl oyunlar yapıyor Duck'a ve bana..
Biz de yalnız bırakmadık onu baya bir oynadık. Peşimizden eve kadar yürüdü bizimle ve tabi ben de dayanamayıp hemen mama hazırladım ona, karşıdaki boş villalardan birinin girişinin kenarında verdim yesin diye.. Ee yemek yiyor ama hava da sıcak, susuz da kalmasın diye ikeadan aldığımız kocaman su kaplarından birini doldurup götürmeye kalktım. Duck'ı evde bıraksam kesin camdan bağrınacak yanımıza gelebilmek için, e teyze de şikayet ettiği için dikkat etmem lazım havlamaması için. Yanıma aldım ama tasmasız da bırakamıyorum. Elimde kocaman su kabıyla bir yandan Duck'ı tutup bir yandan kapıyı açmaya çalışırken Duck da heyecandan bana çarptı ve tüm su üstüme döküldü. Küçük de bir çantam vardı, içinde telefonumu, anahtarımı ve Duck'ın kaka toplama poşetlerini koyduğum. Su ona da gelmiş tabi ve telefonum sırılsıklam olmuş. Ben çantamı fark edene kadar suyun içinde yüzdü sanırım ve bozuldu. Neyse köpeciği doyurduk, suyunu da verdik.. İçim rahatladı en azından, öyle de sevindi ki, ellerimi yaladı , Duck'ı öptü durdu..
Eve gelip de telefonla uğraşma çabalarım sonuç vermeyince eski telefonumu kullanmaya başladım mecburen. Telefonu görseniz öyle tatlı ki. Duck'ın bebeklik ısırıklarına mağruz kaldığı için incecik incecik diş izleri var arkasında. Ekranındaki camın içine de tüyü kaçmış. Tam bir Duck telefonu.
İçindekiler de öyle, eski videolarımız fotoğraflar falan baya eğlenceli şeyler buldum.
Buraya eklemişimdir eminim ama yine hatırlatma amaçlı olsun, videoları paylaşmadan duramayacağım. :)

Bu video BBÇ Veteriner Kliniğinde çekilenlerden. 2 Aylık bir Golden, 25- 30Günlük barınaktan kurtarılmış bir Labrador bebeği ve tabi ki Duck (Henüz 1 yaşında bile değilken). Videonun bir bölümünde Duck 30günlük Labriden kaçıyor :))

video


Bu Ataşehirdeki eski sitede basket sahasında çocuklarla oynarken çektiğimiz bir video, Duıck yeni eve taşındığımızda bu videoyu ilk izlediğinde ağlamaya başlamıştı, özlediğini düşünmüştük.. Çok severdi çünkü ordaki çocukları.

video

Bu videoda yine aynı çocuklar. Her gün okul sonrası evimizin balkonumsu bahçesine gelip Duck'ı kudurturlardı, sonra zaten oraya sığamayıp mecburen basket sahasına geçerdik. Çoğu zaman ben anahtarı alıp da evin normal kapısından çıkmama sabredemediklerinden Duck'ı onlar bahçeden alıp giderdi sahaya, ben de normal yollarla peşlerinden giderdim. Hala özlüyorum Ataşehir'i. Evi değil ama siteyi, insanları, herşeyin daha pratik ve mutlu oluşunu.. Eminim Duck da özlüyordur, burda öyle çaktırmadan atlayabileceği havuzlar yok, var gerçi ama çok pisler, bizimki pis yerlerde takılmaz.

video

Bu videoyu da az önce çektim. Dışarda bir arabanın alarmı çalıyordu ve Duck alarm çalınca aynı melodiyle ulur genelde. Videodan sesi daha kalın çıkmış, incecik bir tonla uluyor ve çok daha uzundu ama sonunu yakaladım. :)

video

7

Deniz Sezonu Açıldı!

Bugün aslında haftasonu ne kadar eğlendiğimizi ve pazar günkü deniz maceramızı anlatacaktım ama yan bloktaki teyzenin duckın tüyleri balkonuna geliyor diye belediyeye şikayet etmesi üzerine iki adam geldi belediyeden ve günüm moral olarak bittiği için uzun uzun anlatamayacağım malesef.

benim yerime fotoğraflar konuşabilir ama..

siz gelmiyor musunuz?
önce soğuk ama sonra insan alışıyor! :D


vapurum benim.
biraz köpük yapayım da ısınırım belki?


retriever demiştik di mi? :)




su da guzelmis :p


kum mu yuttum ne?

1

Diğer Kızlar ve Atahan..

Sitenin genelinde köpek sahipleri çok mu bilmiyorum, her gün düzenli olarak tartıştığım insanlar da mevcut Duck sayesinde ama Duck'ın şansına oturduğumuz bölgede genelde dişi köpek sahipleri var.

E durum böyle olunca da kız arkadaş sayısı çoğalıyor.

Sitenin dışında tuhaf ve komik bir şekilde internetten de Duck'ı görüp çiftleştirmek için talip olanlar oluyor ama hep başka şehirlerdeler. :) Duck bunları bilse eminim başımızın etini yerdi beni o kıza götürün diye. :))

Yine konuyu dağıtma uzmanı olduğum için uzattım ama fotoğraflarla toparlayayım.

Kınayı daha önceden de eklemiştim ama dayanamıyorum, en çok onunla vakit geçiriyor ben her ne kadar ikisini çekemesem de..

Yanlarındaki de Atahan, 6yaşında. (Evet azcık iri bir bebiş)
Yeni taşındığımızda Duck'ı Yamanla gezdirirken yanımıza gelip (1,5 sene önce) sevme amaçlı tokatlamıştı. O gün bugündür böyle sıkı sıkı sever.
Bahçelerinde kendi köpekleri de var, dişi ve ismi Kafkas. Kafkas çoban köpeği ve Kangal kırması sanırım, baya iri bir köpek. Duck dişi olmasına rağmen çok korkuyor. Ama Atahan Kafkası bile bıktırmış. Kocaman köpek Atahanı görünce kaçıcak yer arıyormuş beni sevmesin sıkıştırarak diye. :)
Bir de 6 yaşında olmasına rağmen facebooktan haberdar, benim fotoğraflarımı da çek, çektiklerini de facebookun varsa koy tamam mı diyor her defasında :)







Ve Goldi.

8 yaşında kocaman bir danacık.
Duck'ın aşağı kafasını sarkıtıp da ağladığı ama sonradan kendine uygun olmadığını fark ettiği yeni komşumuz. :)



Visky ve Kafkas'ın fotoğraflarını daha sonra ekleyebilmek umuduyla..:)

O kadar çok köpek var ki, Yaman bile henüz hepsinin ismini öğrenemedi ama Duck adı gibi biliyor hepsinin evini yerini :))

2

Çıtır & Duck

Çıtır Duck'ın yeni kız arkadaşı.

Sahipleri aynı bizim sokak kızımızı beslediğimiz gibi dışarıda besliyorlarmış onu ama sanırım bir kaç olaydan sonra evde kedileri de olmasına rağmen dayanamayıp evlerine almışlar.

Bizim tanışmamız da benim bu seneki işe gidiş maceram döneminde sabah 6 akşam 19 yürüyüşlerimiz sırasında oldu. Ben sabit yürütücü iken Çıtır'ı sabahları annesi akşamları da babası gezdiriyordu böylece Duck tüm ailesiyle de tanışmış oldu. :)

İlk başlarda pek tanımadığı için sanırım Duck'a biraz tepkiliydi Çıtır ama Duck her zamanki gibi yere yatarak teslim oluşlarını sergilediğinden anlaşmaları uzun sürmedi.
Şimdi Duck ona kur bile yapabiliyor hatta poposunu koklaya koklaya yürümesine bile izin verir hale geldiler. :)

Çok tatlı bir kız, kıvırta kıvırta yürüyor, arada bir Duck'a kızıyor yeter seninle çiftleşmeyeceğim ısrar etme diye ama Duck ısrarcı, deli ediyor.
Bu nedenle pek düzgün çekemedim fotoğraflarını, zaten ne zaman da yanıma makinayı alsam karşılaşamadık bir türlü.

Önümüzdeki günlerde daha güzellerini çekip eklemeye çalışırım. Yaz geldi nasılsa, pek koşturamazlar artık! :)
Çıtır sıcaklayıp yatıyormuş zaten bazen yere, Duck kıymetli tüylerini kirletmemek için pek yatmaz ama yanında durur mecburen popo koklama amaçlı. :)






Bu da son olarak tacizin de bu kadarı isimli fotomuz :)
Duck'ın nasil bir deli ve terbiyesiz olduğuna dair kanıtımız.

0

Bahar Mayışıklığı

Bir sürü birşeyler oluyor fakat sıcak havanın rehavetinden heralde yazacak gücü bulamıyorum kendimde. 10 günden fazla olmuş yazmayalı..

Duck bey herzamanki paşazade tavırlarıyla dolanmaya devam etmekte. Babannesi apartman çocuğu diyor, çok eğleniyorum. Geçen gün köpek kapısı takılmış sanırım açamamış balkonda kalmış içeriye nasıl bağrınıyor. Halbuki bir daha itse açılacak ama yok, iki gün kapısını kendi ellerimizle açtık. Dün de müstakbel kız arkadaşını da balkona çıkarmış ordan ama içeri sokarken takılmış kapıda kendi de içeri girememiş yine içeri doğru bağrınıyor. Neyse açtık beyfendiye kapısını da geçti.

Mama konusunda Acanaya geçmiştik, oh ne güzel yiyor diye sevinmiştim ama sanırım yağlı bir mama ve kıymetli bünyesine 1gr fazla yağ girse hemen bütün sistemi bozulduğundan ishal oldu, lapayla karıştırıp yediriyorum ve bu herşeyi silip süpürürcesine yiyen labradorlara özenmeyi ihmal etmiyorum.

Bir köpek düşünün ki mutfakta ben yemek yaparken ona minik parçalarla birşeyler veriyorum ve bu minik şeylerin hiçbirini önce koklamadan almıyor, kokladıklarından da beğenmedikleri çıkıyor ve yemiyor.
Neyse ki bazen kibarlığı tutunca alıyor yiyeceği ama gidip salonun girişine ağzından bırakıyor. :D
Bazılarını gözümün içine baka baka balkondan aşağı atıyor!

En büyük zevki yatakta yemek yemek ve buna hala devam ediyor pis bir şekilde. Salatalıklar, kemikler, oval kemirme topları falan ne bulsa yatakta. Biz de her gün nevresim değiştirmekten bir hal olduk. Sanki duck için temizlik yapıyormuş gibiyim evde, zaten onun için yaşıyoruz :))
Yatağın sağ tarafı onun zaten direkt, gece bazen çok kenarda yatmış oluyorum anında söyleniyor kayıyoruz bu saatte bikbik yapmasın diye. Bir de yatışı var ki, sırtını yaslayıp. Bir atıyor kendini 5cm sola kayıyorum. Geçenlerde patisi burnumda uyumuşum, ne kadar yıkasak da patilerindeki geçmeyen çimen kokusundan sanırım bütün gece çimenlerde koşturuyordum rüyamda köpekler gibi. :)

Onun dışında aklı fikri sokaklarda tabi. Kız arkadaşları çoğaldı. Yan blokta alt kata dişi bir golden taşınmış, ilk taşındıkları günlerde camdan aşağı kafasını sarkıtıp o tarafı koklamaya çalışarak ağlıyordu sürekli, çıksa da oynasak diye. Ama bir iki defa gördükten sonra yaşı yaşına boyu boyuna olmadığını fark etmiş olacak ki (Goldi sanırım bir 60kilo vardır!) vazgeçti.

Bu sabah da babası gitti yine erkenden Ankara'ya, akşam dönecek tabi ama Duck için birinin erken çıkması demek birkaç gün gelmeyecek olması demek olduğu için mutsuzluk triplerinde yine. Homurdana homurdana dolaşıyor evde.

"Babası mı gelecekmiş?" lafını öğrenmiş, öyle dediğimde hemen cama koşuyor ve zavallım Yaman gelene kadar camda bekliyor. Akşama doğru homurtuları devam ederse söylemeyi düşünüyorum. 2-3 saat camda beklesin benim için sorun olmaz, rahat ederim. :)

Fotoğraflar var bir sürü ama bir sonraki bloga saklayalım onları.

0

Hıdrellez

Dün akşam meşhur Ahırkapı Hıdrellez şenlikleri için Duck'ı evde bırakıp ahırkapıya gittik.
İnsan evde bekleyen bir köpeği olunca heralde sokaktaki tüm köpeklere dikkat ediyor ve neler düşündüklerini az çok kestirebiliyor. İki lafımızdan biri Duck da gelseydi koştururdu şimdi çimenlerde, insanlara çaktırmadan sürtünürdü çok mutlu olurdu gibi düşünceler içindeyken onca insanın arasında bir köpeğe rastladık.



Öyle de tatlı ki,
Burası da hep sakin olurdu iyi oluyordu burda uyumak, nerden çıktı ki bu insanlar der gibi bakınıp duruyordu etrafa. Arada bir havlıyormuş gibi yapıp vazgeçiyordu falan.. Çoğu şeye yaptığımız gibi başında bir 5dk oyalanıp, fotoğrafını çekip devam ettik.

İnanılmaz kalabalıklaşınca Duck'ı falan düşünemeyecek hale gelip biraz daha da eğlendikten sonra sanırım 5-6saat sonra, ahırkapıdan sirkeciye yürümüş, inanılmaz yorgun bir şekilde eve döndük.

Bizimki tabi bu 6saati uyuyarak, enerji toplayarak geçirmiş bizim aksimize. Tüylerini kestirdiğimizden beir de zaten çabuk dinlenip iki kat hızlı hareket eder olduğundan canımıza okudu gece gece.

Atlıyor zıplıyor, koşturuyor, o saatte bir şansını deneyip tasmasının başında hadi çıkalım triplerine giriyor. Neyse ki en sonunda pes etti de sakinleşti, yattı sırtüstü babasına sevdirdi kendini.



Ben de sevindim tabi zavallı bir şekilde sevindim neyse ki uyuyacağım rahat rahat diye ama yanılmışım. Enerjisini iyi toplamış, işe giderken yaptığı gibi uyutmadı sabaha kadar. Yastığıma tüm vücudunu koymuş, ben zavallı gibi en ucunda yatmışım uyku sersemi farkında bile değilim. Tek farkında olduğum sürekli kafamı yaladığı, yüzümü dönsem yüzümü, elimle engellemeye çalışsam elimi, artık neremi bulrsa yaladı sabaha kadar :))

Neyse ki babasına pek karışmıyor uyurken, derdi benimle. Yoksa sanırım sabah 6da kalkıp da İzmire falan gidemezdi. :)

Tabi bir de sabah 6 da gidince Yaman, Duck yine triplerde bugün bana karşı, tüm uyutmamışlığı yetmemiş gibi.

Az önce de yan bloğa yeni taşınan 8 yaşındaki Goldi isimli dişi goldenı gördü camda. Zaten taşındıklarından beri kafasını camdan aşağı sarkıtıp sürekli ağlaması yetmiyormuş gibi camdan direkt uçuş yapıyordu goldinin yanına, tutmasaydım eğer.

Sahibiyle de şöyle komik bir diyalog geçti aramızda

Ben: İşiniz yoksa çıkarayım Duck'ı da oynasınlar biraz
Goldi'nin Sahibi: İyi olurdu aslında ama şimdi yemeğini yer yatar birazdan. Öğlenden sonra oynarlar.
Ben: Duck'a dönerek, öğlenden sonra oynayacaksınız, hiç ağlama!

Sonra çok güldüm tabi, yemeğini yiyip yatacak olan Goldi'ye.. Biraz topluca kendisi, 3tane Duck yanyana gelse bir Goldi eder sanırım ancak.

Oynayabilirlerse akşam fotoğraflarını çekip eklerim.
Şimdilik Duckla çılgın ve uykusuz günümüze devam..

3

Kral Çıplak!

Ve evet, Duck paşazade hazretlerinin traşlı fotoğrafları! :)
Kuyruğunun ucunu aslan gibi bırakmışlar önceden de yazmıştım, çok eğleniyorum ucuyla.
Çirkindi iyice çirkin oldu bıdık.

Tüy yapısıydı şuydu buydu geçtim, ama gerçekten de kesinlikle traş ettirilmemeli bir labrador.

Tüm hareketleri 2 kat hızlandı Duck'ın. Tüyler sanırım ağırlık yapıyormuş ve de sıcaklatıyormuş. Öyle bir koşturuyor ki yetişemeyip kaybediyorum, evin önünde buluşuyoruz. Tasmayla dolaştırmam imkansız zaten, yuvarlanırım eminim.. Bir heyecan, bir hız. Evin içinde bile deliler gibi koşturuyor. Yorulduysa bile normalde 1 saatte dinleniyorsa artık 20dk da dinlenip 30dk sonra tüm oynadığımız oyunları yeniden oynayalım istiyor.

Kısacası Kabus!

Labradorların tüyleri kestirilmemeli evet!

Tek güzel yanı havalar ısınmış bile olsa yine yorganın altında uyuyoruz sıcak sıcak. Tabi güzel bir yan mı bu tartışılabilir..Sabah kafamda bir ağırlıkla uyanabiliyorum, Duck'ın en yakın köpek arkadaşı olarak benimsediği biri olduğumdan..:)


3

İkinci Yaş

2 gün gecikmeli oldu ama Duck 2 yaşına girdi 1 Mayısta.
Fare kadardı, eşek kadar oldu ama uslanma konusunda bir gıdım ilerleme yok tabiki de.

Marmaristen Datça'ya otobüsle tek başına geldi kutuda, o günden beri de bir daha kutuya girmedi sanırım. Kafesinin kapağını açtığımdaki o fırlaması ve benim küçücük evin içinde onu yakalayamayışım,iki saniye yerinde durmadığı için fotoğrafını çekip de yamana gönderemeyişim ama en sonunda dayanamayıp elime yaslanıp uyuyuşu dün gibi gözümün önünde.Resmen elim kadardı sıpa. :)



Bu köpek yaşamayacak galiba ölecek dediğim günler bile oldu, ama neyse ki istanbula gelebilecek kadar yaşamayı başardı, derken 2 yaşına bile geldi.

İstanbulda ki ilk fotoğrafı sanırım bu, aynı zamanda Yaman'ın da doğum günü :)


İki sene geçti ama bazı huyları hiç değişmedi.
1 aylıkken de sıcakta en sevdiği şey buzdolabının önüne yatmaktı, bugün de..
Yeni geldiği günlerde de sabahın köründe kalkıp hemen bütün gece sabah olmasını beklemiş gibi birşeyler yapmak isterdi, bugün de..
O zamanlar da terlik pabuç peşindeydi, şimdi de ağzından düşürmediği şey terlikler.
Bir kere sakin yürüdüğünü görmedim dışarda.

Datçada da hoppidi hoppidi koştururdu, burda büyüdü dıgıdık dıgıdık gidiyor..
Dışarda yürümeye alıştığından beri hala aklı fikri sokaklarda.

Ve aklıma gelmeyen yığınla tuhaf huyu..:)

*

Geçen sene pek kutlayamamıştık, ben kemik şeklinde bir köpek kurabiyesi yapmıştım ona ama çok büyük yapmışım yiyememişti evin içinde saklayacak delik arayıp durmuştu. Yaman istanbulda değildi, hava yağmurluydu ama yine de Orhun abisiyle basketbol oynamışlardı sahada bol bol. :)

Bu sene daha renkli geçti neyse ki..Bir gün önce traş olmuştu, enerjisi iki kat arttı, gençleşti derken yaşgününde de önce site içinde en sevdiği yollardan uzun tur attık tam 1.5 saat. Birkaç dişi köpekle karşılaşıp oynatı, hatta biri döneminde bir goldenmış ama traşlı olduğu için aynı görünüyorlardı. Baya bir oynadılar, birlikte cilveleşmeye başladıklarında kaçtık hemen. Öğlenden sonra babası geldi Hıdiv Kasrının ordaki yürüyüş parkurunda koşturduk. Evde Orhun abisiyle oynadı.. Keyifli bir gün geçirdiğine eminim, uyurken pıt pıt kuyruk sallıyordu. :)




İlk fotoğrafıyla başlamıştık, bu da bugün çektiğim son fotoğrafı. Başka bir köpek gibi çıkmış ama uyuma alışkanlıkları yüzünden arada bir katlanan kulağından tanırım ben onu.
Tam 2 yıl 2 günlük koca popolum benim. Hayatımı değiştiren yaratık :)