Aferin Bana

istanbulda bir labrador etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbulda bir labrador etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2

Yağmasın Yağmur! :)

Damla damla değil de çok yağan yağmur Duck'ın en büyük kabusu.
Dışarıya çıkılmıyor, koşturulamıyor, olucak iş değil! O kıymetli tüyleri sırılsıklam oluyor, evde kurulanma faslı falan derken amaaan yani :)

Eğer o tasmasız dolaşırken birden hızla yağmur yağmaya başlarsa da deliler gibi koşturuyor, ben de ona yetişemediğimden evin kapısında buluşuyoruz.
İlk başıma geldiğinde panik olmuştum tabi. Duck yok, kaçtı napıcam ben şimdi diye paniklemişken bir baktım ki evin kapısında beni bekliyor :)
Henüz öyle çok yağmurlu günler başlamadı tabi ama pazar günkü hava kış alıştırmaları yaparken biz de evde bunalıma girdik :)



Penceresi açıktı ama minderi yağmurdan ıslanıyor diye serilmemişti mesela, keyifle dışarıyı izleyemedi.
Ya yağmur biterse ve biz fark etmezsek de dışarı çıkamazsak diye de yağmur yağdığı süre boyunca pencere başında bekledi.

Bu arada tüm oyuncaklarını da camdan aşağı atmış, elimize poşet alıp aşağı inip onları topladık.Çamur olmuş tabi hepsi, makinaya atıp yıkadık ama makinadan çıkana kadar sanki yıllardır onlarla oynamamışçasına bir sabırsızlık, ikide bir gidip hala bitmedi mi kontrolleri..:)

Bir ara öyle bir panikle dışarı çıktık ki üstümü değiştirmeyi unutmuşum aceleden, yürürken bir anda ne rahat bu üstümdekiler ne giydim ki ben diye 2snlik bir düşünce sonrası bir baktım ki pijamalarımla sokağa fırlamışım :))Normalde kimseye rastlamam ama öyle çıktım ya bir sürü kişi gördük eve girene kadar, rezillik :D

Bu ara Çıtırla çok karşılaşıyoruz ve akşamları hepbirlikte yürüyoruz. Duck da ben de çok mutlu bir şekilde eve dönüyoruz Çıtırlarla yürüyünce.


Ev içinde de ağızda çıngırakla koşturma telaşının devam etmesi dışında yeni bir eğlence bulduk. İkeadan Duck'ın mamasını karıştırmak için aldığım çocuk kaşıkları ile yemek sonrası oynamaca.

Plastik kaşıkla da nasıl oynanırmış ki dediğinizi duyar gibiyim sanki. Şöyle ki, kaşığı ağzınıza alıp kafanızı sağa sola sallayarak ilerde bir yere fırlatıyorsunuz. Sonra koşup (sanki kaşık çok uzağa gitmiş gibi) hemen kaşığı alıp tekrar ağzında savuruyor.

Oynarken bana bulaşmıyor diye düşünüyorum ama evde sürekli hareket eden bir şey olunca kendi hareket etmese bile yoruluyor insan. Ama yürüyüş ve oyun sonrası uykulu ve yorgun bakışlı o kuzu halleri yok mu..

2

Başlasın Sonbahar..

Duck denize girmeyi ne kadar çok seviyorsa ben de ona sarılarak uyumayı o kadar çok seviyorum.

Bizim evde İstanbulda yaz demek sıcak demek,pati patiye bile uyuyamayacak kadar sıcak demek, taşlara yatmak demek.

Ama Eylül geldi artık, Duck'ın İstanbulda yaşamaya başladığı ilk ay Eylül..
2sene ne çabuk geçmiş.

Eylül geldi ve benim en büyük keyfim Duck ile sarılarak uyuma günlerimiz başladı.

Havalar serinledi ya hemen yatak kuşu oldu bizimki. Kıymetli poposu minder, koltuk ve yataktan başka bir yere konmaz artık. Yatakta ben yoksam herhangi bir kıyafetimi alıp onlarla uyuma keyfine de devam.



Geceleri yanıma gelip o koca poposunu karnıma yaslamaya başladı, uyurken ona arkamı döndüysem arkamdan sarılıp belime patilerini koymalar başladı, sabah da kafamın üzerinde bir kafayla sıcacık uyanma keyfi..

Havanın sıcak olmasını değil de soğuk havada sıcak kalabilmeyi seviyoruz Duck da ben de..

Tabi evde uyku durumları böyleyken dışarda da kabus demek aslında sonbahar. Hava serinlediği için sıcaktan yavaşlayan tüm hareketlerin yeniden 2 kat hızlanması demek. Benim kırmızı flexi bir tasmanın ucundan koşar adım yürümem ya da tasmasız bir ördeğin çılgınlar gibi koşturması demek.

Yağmurlar da başlarsa bütün gün pencere başında ne zaman bitecek bu yağmur homurtuları da başlar diye bekliyorum şimdilik.

Her mevsim güzel.
Ama Duckla mevsimler başka bir güzel..