Aferin Bana

1

Deniz

Sıcaktan bunalsa da Duck'ın en sevdiği mevsimin yaz olduğuna iddiaya girebilirim. Araba gezintilerinde kafayı dışarı çıkarabilmeler,yürüyüş sonrası klima karşısında serinleme faslı, buzlarla oynama keyfi, yürüyüşlerde daha çok insanla karşılaşıp kendini sevdirme telaşı, çocuklarla oynama fırsatları ve tabiki de eennnn önemlisi yüzmek!

Keşfettiğimizden beri babası istanbulda olduğu sürece haftasonları hep Riva'da elmasburun plajına götürmeye çalışıyoruz. Sabah erken gidince sakin oluyor, biz de Duckla yüzme ve suda oynamanın keyfini çıkarmış oluyoruz.



Tam bir jet ski gibi, oyuncağı atıyoruz, cop cop cop sıçraya sıçraya koşup en sonunda ayaklarının yere değemeyeceği yerde de cuupp diye kendini suya atıp öyle başlıyor yüzmeye.

Her ne kadar canı yüzmek istese de bahanesiz de hayatta girmiyor, illa bana bir şey fırlatın suya da getireyim ısrarları.




Bu sene bir de insanları kurtarma güdüsü çıkarmıştı ki geçti. Biraz derinlere gidip yüzmeye kalksak bizi çıkarmaya çalışıyordu. Bize yapması sorun değil hadi neyse derken yüzmeye çalışan başka insanlara da yapmaya başlamıştı ki geçen hafta unuttu gitti yeni oyuncağı kong wubba sayesinde. Ve hatta yine oyuncak aşkına kalabalık bir denizde kimseyle ilgilenmeden yüzüp geri gelmeyi, yine kimseyle ilgilenmeden bizim yanımızdan ayrılmamayı başardı sıpa.

İnsanların da denizde köpek olduğunu göre göre dibimizden yüzmesi ise ayrı bir şaşkınlıktı benim için.


Bu video tecrübesizlik dönemimizden. Yanımıza oyuncak unutmuşuz ve çareyi pet şişemizin içine biraz su doldurup da oyuncak yaptığımız bir gün, henüz hava bunaltıcı olmadığından mı bilmiyorum insanların da olmadığı bir gün.

Suya bayılıyoruz, denizden ayrılmak istemiyoruz.


Yaşasın yüzmek!

2

Hello

Blogger yasaklandı, işe başladım, şöyle oldu böyle oldu derken çoook uzun zamandır hiçbirşey yazamadım.

Duck aynı duck diyeceğim ama çok da aynı Duck değil aslında, büyüyor resmen.

Akşama kadar beni evde beklediği için hala üzülüyorum, bu yüzden de kilo aldı biraz, 5 kilo kadarcık :D 35 kilo oldu.

Haftasonları denize girme dönemi başladı, cumartesi günleri yine rivaya gidiyoruz belki poposu azcık küçülür diye :D Eskiden biz denize girince çıkarmaya çalışırdı hep, şimdi yavaş yavaş insanların arasında da yüzmeye alıştı. Onlar yokmuş gibi davranıp oyuncağını sudan alıp bize getiriyor.

Hangi birini kurtarmaya çalışabilirim ki diye düşünüp pes etti sanırım.

Hıdiv kasrında bol bol yürüyüş yaptık yine haftasonları, bloga hiç yazmamış olabiliriz ama alıştık baya oraya da. Ağaçların arasında, hafiften boğaz manzaralı keyifli bir yürürüş yapıyoruz.

Aa en önemlisi, arabamız değişti ve bu arabayı inanılmaz seviyor çünkü yavaş gittiğimizde camını açıyoruz kafayı çıkarıyor ve istediği zaman o koca burnunu bize değdirerek gidebiliyor :) Eski arabada arkada kaldığı için çok mutsuzdu :) Şimdi biraz da arabaya binip bir yerlere gitme hevesiyle ben hadi gidelim dersem hemen babasının yanına koşuyor hadi sen de kalk diye :) Çünkü ne zaman hep birlikte çıksak arabaya biniyoruz :D

Böyle böyle kafasında oturtup o düzende olsun istediği şeyler var bir sürü, öncekiler de devam ediyor tabi :)

Sabahları 6.20de kalkıp mamasını yiyor, üstüne yatarak salatalık yeme keyfi yapıyor ve sonra biraz uyuklayıp 7.10 gibi yürüyüşe çıkıyor. Saatimi kurmama bile gerek yok resmen, hep aynı saatte aynı sırayla oluyor :)

Salatalığını vermeyi unutsam hemen aranıyor, kalkıp veriyorum, o derece :D

Mama saati azıcık geçerse hemen kusma olayı devam ediyor. Neyse ki bu sene babası genelde burdaydı, ben yokken en çok üzüldüğüm şey çünkü, acıkınca kusması :(

Koca oğlum. Yatakta yatma sevdası da devam ediyor. Dün gece gelmiş yer bulamamış kendine, şöyle bir homurdandı, ben de otomatikleşmişim o sesi duyunca kayıyorum hemen :)) Kaymışım da yatmış yanıma. Böyle de hizmetkar oldum.

Bu sene tatil onunla çıkmak istiyoruz ama nasıl yapacağız, onunla birlikte bizi kabul edebilen bir oteli bulabilecek miyiz ne yapacağız bilmiyorum hiç.

Bir de şimdi her sabah oynadığı küçük bir labrador arkadaşımız oldu. 6 aylık falan olduğunu düşündüğüm Duck'ın küçüklüğüne çok benzeyen ama aşırı zayıf dişi bir labrador. Sokağa bırakmışlar, sokak köpeği modunda yaşıyor. İlk tanıştığımızda inanılmaz korkaktı. Çok aşırı zayıftı. Şimdi sabah akşam kilo alsın diye yemek götürüyorum oyunlar oynuyoruz falan kendine güveni geldi ama zayıflığına bir türlü çözüm bulamadım. Eve almak istiyorum içim gidiyor. Yemek verdikten sonra eve kadar peşimizden geliyor. Biz içeri giriyoruz o dışarda kalıyor ya, apartmanın kapısını açmaya çalışıyor patileriyle , yanımıza gelebilmek için. İçim gidiyor işte :( Eve almak istiyorum ama apartmanda Duck'i bile zor barindiriyoruz, deli teyze yuzunden. Onu da alırsam ne olur, Yaman ne der , hepimizi kapi disari mi atar bilmiyorum. Benim dışımda herkes karşı bu olaya, ben de onun sokakta kalmasına dayanamıyorum. Görmelisiniz, resmen bir ev kuzusu. Nazlı nazlı yemek yiyor, oyuncak görünce deliler gibi oynuyor ve en acıklısı da tüm kemikleri sayılıyor :(

Yuva arıyorum şimdilik. Aklınızda olsun, yardımcı olmaya çalışırsanız çok sevinirim. Her akşam uyumadan önce gözümün önüne geliyor o görüntüsü, uyuyamıyorum üzüntüden :(

Aşağıda bir iki fotoğrafı var, pek kaliteli fotolar değil cep telefonuyla aceleyle çektiklerim, ama zayıflığı ve tatlılığı her halinden anlaşılıyor.




1

Dün Bahsettiğim Videolar :)





0

Özlediniz mi biziii :)

Bir sürü yeni şeyler oluyor da iş dışında bilgisayar başında duramaz oldum, o yuzden de ekleyemiyorum hiçbirşeyi. Ama bu hafta içi birkaç video eklemek istiyorum, hatta yarın sabah eklerim sanırım :)

Komik Duck'ın biz eve geldiğindeki sevinç gösterileri, orhun bize gelirken elinde getirdiği torbayı ona hediye getirdi sanarak poşeti almak için orhunu kovalaması ve arabada veterinere giderken önümüzden geçen ambulansımsı sireni olan bir arabayı taklit ederek ulumasının videoları :))

*

Duck hala çok tatlı, hatta benim için inanılmaz tatlı, bi tanem :)

Koca totosuyla üst üste yatmalara devam, sabahın 6sında hadi kalkalım diye dürtmeler devam, salatalık aşkı tam gaz  devam, ve haftasonu gezmelerimiz klasik.. :)

Ve evet biz de wordpress e taşıdık herşeyimizi.
Henüz düzenleme fırsatım olmadı ama bu da adresimiz,
tabiki de:

http://duckthedog.wordpress.com/

:D

ben öpüyorum kocaman,
duck da yaliomuş.

2

Yaramazlıklara ve Gezmelere Devam..

Her haftasonu orda burda gezmelere devam.
Geen haftasonu Yaman'ın halası ile gezdik suadiye sahilde, ordan caddeye ıkıp yemek falan yedik ve duck kedi peşinden iki defa kaçtı, tasmasını geri geri çıkarıp. Sahilde de yine şaşkoloz bir lab ile oynarken iki saniyede şımarıp yanımızda yürüyüş yapan yaşlı teyzelerden birinin atkısını kaptı koşup oynamaya devam etti. Azarı biz işittik tabi kadından :)
Pazar günleri de Çıtırla sitede büyük bir yürüyüş yapma günü. Her pazar onlar gelip bizi evden alıyor biz de yürüyüş sonrası onları evine bırakıp kendi evimize dönüyoruz. :D Klasikleşti.. Tabi dönüş öncesi Çıtır'ın anneannesinden poğaça kapmayı da ihmal etmiyoruz :)

Bu haftasonu da yine Caddebostan sahildeydik. Erkenden kalktığımız için erkenden gidebildik :D Keşke oralarda otursaymışız, çok seviyorum o sahili..:) Duck da öyle :)

Bugün de köpeğini gezdiren bir kadını  yere düşürdük bir de yine köpeğini gezdiren bir kadının elinden poşetini kaptık ama neyse ki sorun olmadı :)) İkisini de önceden uyarmıştık :))




Yaşasın haftasonları! :)

Gezi sonrası da Lyme aşısının zamanı gelmişti bir de kulakları yine kötü olmuştu o yüzden veterinere gittik. Kulaklar yine fena, burdaki kedilerden kurtulmadığımız sürece de kulakları geçmeyecek sanırım. Kıyamam ya :( Aşı da ağır geldi heralde sürekli uyukluyo tipi kaymış bir şekilde, az da ateşi var sanırım burnu da kuru.. Yarın düzelir inşallah.



Kıyamam, öyle çok seviyorum ki Duck'ı, elimden gelse iki saniye ayırmam yanımdan, sürekli sarılmak geliyor içimden :))

Tombilik popolu uysal ve şımarık oğlum benim :)